ANKARA – Süper Lig’de uzun süre sonra en hareketli transfer dönemlerinden biri olması beklenen 2026 yılı ara transfer dönemi, TFF’nin güncel kararıyla 2 Ocak – 6 Şubat tarihlerine çekildi. Kulüpler açısından önemli bir dönüm noktası olan bu 35 günlük süreç için hazırlıklar hız kazanırken, tarih değişikliğinin altındaki “kriz yönetimi”iddiaları da gündeme geldi.
Transfer tarihindeki bu değişiklik, futbol kamuoyunda yalnızca bir değişiklik olarak görülmedi. Futbolda bahis soruşturması kapsamında birçok kulüpte ortaya çıkan oyuncu eksikliği nedeniyle Süper Lig’de maçların yarıda kalması riski ortaya çıktı. Bahis soruşturması adı geçen oyuncu sayısının çok fazla olması nedeniyle kulüplerin maç kadrosu kurmakta zorlanacağı ihtimali doğdu. Tarihin öne çekilmesi de ceza alması muhtemel oyuncuların yerini doldurmak için önemli bir fırsat olarak değerlendirildi.
TFF’nin yayınladığı Talimatnameler gereği bir takımın sahaya en az 9 oyuncu ile çıkması ve maç anında oyuncu sayısının 7’nin altına düşmemesi gerekir. Eğer bir takımdaki as oyuncuların çoğu aynı anda soruşturmalar nedeniyle ceza alırsa o takım sahaya 9 kişi bile çıkamayabilir ve bu da maçların hükmen mağlubiyetle sonuçlanmasına veya TFF’nin ligi hukuki olarak tamamlanmamış saymasına neden olabilir. Bu çıkabilecek en büyük krizdir. Çünkü Ligin tamamlanamamış olması sportif dürüstlüğün bozulmasının bir sonucudur. UEFA böyle bir durumda ligden takımları Şampiyonlar Ligi veya Avrupa Ligi’ne kabul etmeyebilir. Aynı zamanda UEFA her ne kadar şu anda sessizliğini korusa da , TFF’nin temiz bir soruşturma yönetmediğine ve bu olaya neden olan bahis soruşturmasındaki suçların kişisel değil de sistematik bir sorun olduğuna kanaat getirirse kulüpler bazında ya da ülke bazında Avrupa kupalarından topyekûn ihraç gündeme gelebilir. Bunun engellenmesi ve ligin devamlılığının sağlanması için bu stratejik karar alındı.

Bu olaya verilebilecek en büyük örnek 2011 yılında Yunanistan Ligi’nin en üst sıralarında olan Olympiakos Volou ve Kavala kulüplerinin UEFA tarafından Avrupa maçlarından ihlal edilmesiydi. Ardından Yunanistan Futbol Federasyonu, bu kulüpleri amatör lige düşürmek zorunda kaldı. Ayrıca Yunanistan futbolu yıllarca bahis, şike olaylarında aklanamadığı için UEFA tarafından Yunanistan Futbol Federasyonu’nun yetkileri elinden alınarak yerlerine kayyum atandı ve UEFA çok kez Yunanistan’ı Yunan futbolunun dünya futbolundan tamamen koparılması ile tehdit etti.
Yine benzer bir örnek olarak ülkemiz tarihinde yer alan 2011 yılı bahis soruşturmaları ve UEFA’nın 2013 yılında verdiği kararlar da verilebilir. O dönemde UEFA yerel mahkeme süreçlerine aldırmayarak kendi sportif yargılama mekanizmasını devreye sokmuş ve Türk Futbolu için yıpratıcı kararlar almıştı. UEFA, Fenerbahçe Spor Kulübü’nü şikeye teşebbüs nedeniyle Avrupa Kupaları’ndan 2+1 yıl menetmiş, kulüp Şampiyonlar Ligi’ne katılma hakkı kazanmasına rağmen bu hakkı kullanamamıştı. Beşiktaş da benzer bir süreç sonunda 1 yıl men cezası almıştı. Bu kararlar yalnızca kulüpleri değil Türk futbolunun uluslararası arenadaki itibarını da sarstı.
Ocak ayının ilk haftasında TFF’nin duyuracağı Takım Harcama Limitleri kulüplerin hareket alanını belirleyen en önemli belge niteliğini taşıyor. Özellikle borç yükü fazla olan Anadolu kulüplerinin soruşturmalardan aldığı zayiat nedeniyle acil oyuncu ihtiyacı oluşursa ve harcama limiti doluysa o kulüplerin ciddi bir krizle karşı karşıya geleceğini gösterir nitelikte. Bu yüzden kulüpler hukuk kuralları ve harcama limitleri arasında sıkışmış durumda. 35 günlük transfer süreciyle tarihin tekerrür mü edeceği yoksa kulüplerin kendisini aklayarak yeni bir dönem mi yaşayacağını ise açıklanacak olan limitler belirleyecek.

Henüz Yorum Yok